SON DAKİKA
--:--:--
USD49,14EUR55,17ALTIN6.544,21Istanbul16° Az bulutlu3:36İMSAK'AKALAN SÜRE
Gündem

Okulda Şiddet Riskini İlk Kim Fark Eder Uzman Psikolog Şehitnur Zülfikar Anlatıyor

Uzman Psikolog Şehitnur Zülfikar, okulda şiddet riskini ilk kimin fark ettiğini, bu işaretleri gören yetişkinlerin nasıl hareket etmesi gerektiğini ve aile-okul iş birliğinin önemini anlattı.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Okulda Şiddet Riskini İlk Kim Fark Eder Uzman Psikolog Şehitnur Zülfikar Anlatıyor

Çocukların ilişki kurma biçimleri, duygusal dayanıklılıkları ve kişisel gelişimleri büyük ölçüde aile ortamında şekilleniyor. Okul, bu temel üzerine inşa edilen bir destek ve gözlem mekanizması olarak işlev görüyor. Ancak bir okulda şiddet olayı yaşandığında, genellikle ilk tepki olarak suçlu aranıyor ve sorumluluk aile, okul yönetimi veya öğretmenler arasında paylaştırılıyor. Bu tek taraflı suçlama dilinin uzun vadede çözüm üretmediği belirtiliyor.

Çocuğun ilk ve temel sorumluluğunun ailede başladığı vurgulanıyor. Birçok davranış örüntüsü evde şekillenirken, okul bu durumları fark eden, izleyen ve gerektiğinde aile ile iş birliği yaparak müdahale eden ikinci bir alan olarak öne çıkıyor. Şiddeti yalnızca bir kuruma yüklemek meseleyi basitleştirirken, ailenin belirleyici rolünü göz ardı etmek de eksik bir tablo ortaya çıkarıyor.

Risk İşaretlerini Fark Eden Yetişkin Nasıl Harekete Geçer

TRT Çocuk’ta Uzman Psikolog Şehitnur Zülfikar, bir çocukta risk işaretlerinin ilk kim tarafından görülebileceği ve bu işaretleri fark eden yetişkinin nasıl harekete geçmesi gerektiği sorularını yanıtladı. Zülfikar, aile, öğretmen, okul yönetimi ve çevre arasındaki güven ikliminin müdahalenin gerçekleşmesi için kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

Erken kabul ve birlikte hareket etmenin, çocuğun yararına en güçlü koruyucu adım olduğunu ifade eden Zülfikar, erken tanının fiziksel hastalıklarda olduğu gibi ruhsal sorunlarda da hayati önem taşıdığını vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2024/56 sayılı genelgesi, okullarda şiddetin önlenmesini okul yönetimi, rehberlik servisleri, RAM’lar, ilgili kurumlar ve velileri kapsayan ortak bir sorumluluk alanı olarak tanımlıyor. Öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci, öğretmen-aile ve aile-öğrenci ilişkileri, şiddetin önlenmesinde temel eksenler olarak kabul ediliyor. Bu yaklaşım, UNESCO’nun “bütüncül okul yaklaşımı” ile de örtüşüyor.

Bu modelde koruyucu mekanizma tek bir kişiye bırakılmıyor; aksine birlikte işleyen bir yapı olarak düşünülüyor. Ancak bu yapının ilk halkasını yine aile oluşturuyor. Çocuk, okula başlamadan önce evde ilişki kurmayı, sınırları tanımayı, öfkeyi ifade etmeyi ve yetişkinlere yaklaşmayı öğreniyor.

Şehitnur Zülfikar, “iş ailede biter” veya “okul görevini yapmadı” gibi kestirme ifadelerin sorunun karmaşıklığını açıklamaya yetmediğini belirtiyor. Bu tür ifadelerin iş birliğini zorlaştırdığını, çünkü bir tarafı baştan suçlayan dilin diğer tarafı savunmaya ittiğini ve iletişim kopukluğuna yol açtığını ekliyor.

Zülfikar, okul ile aileyi birbirinden ayıran değil, birbirini tamamlayan iki alan olarak görmenin önemine dikkat çekiyor. Erken işaretlerin bazen evde, bazen okulda, bazen de her iki alandaki davranışlar birlikte değerlendirildiğinde fark edilebildiğini anlatıyor.

Erken İşaretler Neden Önemli

Çocuklarda şiddet eğiliminin genellikle bir anda ortaya çıkmadığını belirten Zülfikar, bu eğilimin çeşitli işaretlerle kendini gösterebileceğini açıklıyor. Ani içine kapanma, akademik başarıda belirgin düşüş, çizimlerde karanlık temalar, oyun sırasında sınırları sert biçimde aşma gibi durumlar dikkatle izlenmesi gereken sinyaller arasında yer alıyor. Amaç, çocuğu etiketlemek değil, değişimi zamanında fark etmek.

Erken işaretlerin yalnızca açık saldırganlıkla sınırlı olmadığını söyleyen Zülfikar, küçük yaşlarda görülen agresif ve hırçın davranışların evde fark edilebildiğini ve çocuğun bir gruba girdiğinde bu davranışların akran ilişkilerinde ve öğretmen gözleminde de görünür hale gelebildiğini belirtiyor. Bu işaretler 4-5 yaş civarında fark edilebileceği gibi, hiç sorun göstermeyen bir çocuğun ilerleyen yıllarda da zorlanabileceği, bu nedenle ilkokul, ortaokul ve lise dönemlerinin de dikkatle izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Son günlerde hassasiyetle ele alınan konulardan biri de bazı çocukların tanıları veya farklı gelişim özellikleri nedeniyle haksız yere zan altında kalması. Şehitnur Zülfikar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, otizm spektrumu veya özel eğitim ihtiyacı olan çocukların toptan “tehlike” başlığı altında değerlendirilmesine açıkça karşı çıkıyor. Asıl dikkat edilmesi gerekenin, duygusal dünyasını ifade edemeyen, pasif agresif biçimde içe atan ve görünmediği için ihmal edilen çocuklar olduğunu vurguluyor. İhmalin, çocuğun taşıdığı duygusal yoğunluğun aile veya yakın çevre tarafından fark edilmemesinin ciddi bir risk oluşturduğunu belirtiyor.

Kağıt üzerinde öğretmen, çocuğu en yakından gözleyen ve değişimi en erken fark edebilecek kişilerden biri olsa da, bu rol pratikte veli baskısı, asılsız şikayetler, idari süreçler ve sürekli izlenme duygusu nedeniyle öğretmenlerin inisiyatif almakta zorlanmasına yol açabiliyor. Özellikle okul-veli WhatsApp grupları gibi platformlar, öğretmenin her adımını potansiyel bir risk haline getirebiliyor.

Şehitnur Zülfikar, öğretmenin alanının korunması gerektiğini düşünüyor. Ailelerin çocuk gelişimi konusunda bilinçli olmasının değerli olduğunu, ancak bunun her konuda yetkinlik anlamına gelmediğini belirtiyor. Okuldaki alanda yetkinlik ve etkinliği sağlayacak olanın öğretmenler olduğunu ve ailelerin bilgi kirliliği nedeniyle her şeyi bir öğretmen veya psikolog kadar bilmedikleri gerçeğini kabul etmeleri gerektiğini ifade ediyor. Öğretmenin, okulda yalnızca ders anlatan kişi değil, çocuğun gelişimini izleyen ve sınırları eğitim çerçevesinde kuran profesyonel rehberlerden biri olduğunu vurguluyor.

Çocuğun öğretmeniyle kurduğu ilişkinin de evde duyduğu dil ile doğrudan ilgili olduğunu söyleyen Zülfikar, çocukların evde anne ve babaya saygı duyan bir birey olmasının, okula başladıktan sonra öğretmenine saygı duymasını kolaylaştırdığını belirtiyor. Demokratik ebeveynliğin çocukta saygıyı inşa ettiğini ve evde sınır, karşılıklı saygı ve tutarlılık içeren bir ilişkinin okulda da öğretmen ve diğer yetişkinlerle kurulan ilişkiye taşındığını ekliyor.

Aile içindeki şiddet algısının da kritik bir yer tuttuğunu belirten Zülfikar, birçok evde fiziksel şiddet yoksa sorun da yok sanılabildiğini ancak bağırmak, tehdit etmek, aşağılamak, korkutmak, baskı kurmak veya istemediği bir şeyi zorla yaptırmanın da çocuk için yıkıcı bir etki oluşturabildiğini anlatıyor. Bu tür davranışların sözel ve duygusal şiddet kapsamına girdiğini, hatta bazı çocukların duydukları ağır sözlerin fiziksel cezalardan bile daha kalıcı bir iz bıraktığını ifade ediyor.

Çocuğun bu tür muameleye maruz kaldıkça içine kapanabileceği, sessizleşebileceği veya tam tersine daha hırçın hale gelebileceğini söyleyen Zülfikar, en büyük risk alanının ihmal olduğunu tekrarlıyor. Sözel ve duygusal şiddetin yanı sıra, çocuğun duygusunu görmemek, sıkıntısını ciddiye almamak ve yardım ihtiyacını ertelemek de yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor.

Şehitnur Zülfikar, iş birliğinin çalışabilmesi için ilk şartın ortak gözlem olduğunu belirtiyor. Ailenin durumu görmesi, kabul etmesi ve iş birliğine açık olması gerektiğini vurguluyor. Sorun fark edildiğinde ortak hareket edememenin, bazen ilk anda fark edememekten daha büyük bir problem haline gelebildiğini ifade ediyor. Aile durumu yok saydığında, kabul etmediğinde veya dış faktörleri suçlayarak geri çekildiğinde okulun ve uzmanın hareket alanının daraldığını, oysa erken kabul ve birlikte hareketin çocuğun yararına en güçlü koruyucu adımlardan biri haline geldiğini sözlerine ekliyor.

Yorum Yap

Benzer Haberler

Tümü
Cumhurbaşkanı Erdoğan Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası Finalini İzledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan Yağlı Güreş Cumhurbaşkanlığı Kupası Finalini İzledi
Cumhurbaşkanı Erdoğan New Yorkta Asimilasyon Politikalarını Eleştirdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan New Yorkta Asimilasyon Politikalarını Eleştirdi
İletişim Başkanı Duran Konyaspor Filistin Maçına İlişkin Mesaj Yayımladı
İletişim Başkanı Duran Konyaspor Filistin Maçına İlişkin Mesaj Yayımladı
Manisa’da 2015 Yılındaki Meral Babacan Cinayeti Aydınlatıldı
Manisa’da 2015 Yılındaki Meral Babacan Cinayeti Aydınlatıldı
SlimWorld’ün 41. Şubesi İstanbul Zekeriyaköy’de Açıldı
SlimWorld’ün 41. Şubesi İstanbul Zekeriyaköy’de Açıldı
Uçuş Rehberim Uygulaması 52 Havalimanında Dijital Kolaylık Sağlıyor
Uçuş Rehberim Uygulaması 52 Havalimanında Dijital Kolaylık Sağlıyor
Haberin Doğru Adresi
Sessiz Gündem

Türkiye ve dünya gündemine dair en güncel gelişmeleri, son dakika haberlerini ve derinlemesine analizleri SessizGündem farkıyla takip edin. Siyasetten ekonomiye, teknolojiden kültür-sanata kadar geniş bir yelpazede, gürültüden uzak ve sadece gerçeğe odaklanan habercilik anlayışıyla yanınızdayız.

2026 Sessizgundem.com © Tüm hakları saklıdır. Seobaz Haber Teması